Free Glitter Graphics, Cartoon Dolls, Animated Icons, Friendster Graphics, Piczo Graphics, MySpace Graphics, MySpace Codes, MySpace layouts, Doll Codes from http://www.freeglitters.com

şiirler,resimler.Hikayeler.

14/5/2007

burası samsun benim memleketim.

Samsun
Türkiye haritasında Samsun'un yeri
Bölge Karadeniz
İl Samsun İli
Nüfus merkez 720.254; köyler 600.883(2007)
İl
bölge nüfusu
1.324.137
Yüzölçümü 9.083 km2
Nüfus Yoğunluğu 133
Rakım 4 m
Koordinat 41° 17' 12N 36° 19' 48E
Posta kodu
Telefon Kodu 362
Plaka Kodu 55
Belediye Başkanı Yusuf Ziya YILMAZ
Websitesi http://www.samsun.bel.tr 

Samsun şehir merkezi
Samsun şehir merkezi
Atatürk heykeli
Atatürk heykeli

Samsun Samsun ilinin merkezi olan kentin adıdır.

                                                  Ondokuz Mayıs Üniversitesi 1975 yılında kurulmuş olan bir devlet üniversitesidir. Üniversitenin merkez yerleşkesi, Karadeniz bölgesinde uluslararası bir limana sahip olan Samsun’dadır.

      Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Amasya, Ordu ve Sinop dahil toplam 10 kent  ve beldeye yayılmış fakülte ve okullarıyla bölgesel bir üniversitedir. İlk kurulduğunda, Tıp Fakültesi’nde sadece 26 öğrencinin kayıtlı  olduğu üniversitemizin öğrenci sayısı, 2003-2004 eğitim-öğretim yılında 231 yabancı uyruklu, 753 yükseklisans, 308 doktora öğrencisi dahil olmak üzere toplam 28,030’a ulaşmıştır. Üniversitemizde ülkemizin çeşitli bölgelerinden gelen öğrencilerin yanısıra özellikle Samsun ve çevre illerden gelen öğrencilerimiz büyük çoğunluğu oluşturmaktadır.

      2002-2003 akademik yılı sonu verilerine göre; üniversitemizde 189 Profesör, 185 Doçent, 579 Yardımcı Doçent, 297 Öğretim Görevlisi, 702 Araştırma Görevlisi, 73 Okutman, 82 Uzman, 1 Eğitim-Öğretim Planlamacısı olmak üzere toplam 2108 öğretim elemanı görev yapmakta, 1764 idari personel çalışmaktadır.

      Üniversitemiz, Tıp, Mühendislik, Diş Hekimliği, 3 Fen Edebiyat  Fakültesi, Ziraat, İlahiyat, 3 Eğitim Fakültesi, Su Ürünleri, İktisadi ve İdari Bilimler ve Veteriner fakülteleri olmak üzere toplam 14 fakülte ve bu fakültelerde yürütülen 90 lisans programı, 5 yüksekokul, 14 Meslek Yüksekokulu (2 yıllık) ve 4 Enstitü (Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri, Sağlık Bilimleri ve Güzel Sanatlar) ile eğitim-öğrenim hizmetlerini sürdürmekted                                                                                                                 

 

burası samsunun 19 mayıs  ünüversitesi    

   

                                             

                                                            

19mayıs mevsimlik konutları

Samsun'un Şirin Bir ilçesi 19 Mayısımız. Resimlerle ilçemizi  tanıtmaya çalıştık. Belki Bir gün Yolunuz Düşer de Gezmek Görmek Yaşamak  istersiniz .

 

6/5/2007

CANIM ANNELERE:

Deseler ki bana güneş en sıcaktır, yok kabul etmem asla.

Doğuştan batışına kadardır, var mı dünyada ana kucağı gibi sıcak

Deseler ki bana en güzel koku gül kokusudur, yok kabul etmem asla

Tomurcuk olup solana kadardır, var mı bu dünyada ana kokusu kadar güzeli

Deseler ki bana merhamet acımaktır, yok kabul etmem asla

Muhtaç değilsen kimse etmez merhamet sana, var mı bu dünyada ana merhameti kadar

Deseler ki bana seni untmayacağım, yok kabul etmem asla

Sırtımı döndüğümde unutuldum dünyada, oysa ölsemde beni unutmaz anam

Deseler ki bana uzun bir yoldayım seninleyim, yok kabul etmem asla

Yolun bittiğinde çıkmaz bir yoldayım, anamın verdiği dokuz ay on günlük yolda...

                                                           

                                                                        CANIM ANAM

             HAKKINI HELAL ET BANA

 

bu şiir benimdir yorumlarınız bekliyorum.

 

 

bütün anneler çiçektir..

 

 

         

        Mayıs ayının ikinci Pazar günü )
Mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü'dür. Anneler Günü evrensel bir gündür. Dünyada milyonlarca ana bugün çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır.
Anneler Günü ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanıyor. Türk Kadınlar Birliği ülkemizde her yıl çocukları için büyük fedakarlığa katla­nan annelerden birini yılın annesi seçer. Yılın annesinin kişiliğinde tüm annelere iyi dilekler sunulur.
Amerika'nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1966 günü Jarvis isimli bir kızın annesi öldü. Annesini çok seven Jarvis'in üzüntüsü aylarca sürdü. Hayatla kimsesi kalmayan Jarvis ölüm olayına bir türlü alışamadı. Yaşama küstü. Canlılığını, yaşama sevincini yitirdi. Yemedi, içmedi bir ara ölmeyi bile düşündü. Jarvis'in bu durumunu yakından izleyen komşusu Jarvis'le arkadaş oldu. Bir gün yaşlı komşu söyleşi sırasında Jarvis'e «İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Bu bir doğa kanunudur.» dedi. Bu iki cümle, Jarvis'i çok etkile­di. Ölümün de doğmak, yaşamak gibi bir doğa olayı olduğunu düşündü. Ancak bu doğruyu bulmak Jarvis'in annesine olan sevgisini azaltmadı. Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gitti. Yerine anne sevgisinin sıcaklığı geldi. Artık Jarvis annesini gözyaşları ile değil severek. anmaya başladı. Acıları azaldı. İçinde arı, duru bir sevgi oluştu.
Aradan bir yıl geçti. Bu süre içinde Jarvis, hemen her gün annesinin mezarına çiçekler götürdü. Jarvis'in annesinin ölüm yıldönümünde bütün arkadaşları eve geldi. O gün Jarvis arkadaşlarına :
— Geçen bir yıl içinde çektiğim acılar bana şunu öğretti «Dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiçbir sevgi yoktur. Yılın bir gününü annelere ayıralım. O günü annelerimizle ilgili anılarla dolduralım. Böylece annelerimize olan sevgi borcumuzu ödeyelim.» dedi.
Arkadaşları Jarvis'in önerisini çok beğendiler. Birlikte hemen kentin Belediye Başkanına gittiler. Başkan onları dinledi. Öneriyi içtenlikle benimsedi. Daha sonra bu öneri gazetelere, yazarlara anlatıldı. Jarvis ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç verdi. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı.

Anneler günü ilk kez 1908 yılında kutlandı. Daha sonra bütün uygar ülkelerde kutlanmaya başlandı.
Her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü gazetelerde annelerle ilgili yazılar, anılar, şiirler yayınlanır. Radyo ve televizyonda ana sevgisini konu eden konuşmalar yapılır. Türk Kadınlar Birliği'nin şubesi olan illerde yılın anneleri seçilir. Okullarımızda ayrıca Anneler Günü nedeniyle toplantılar düzenlenir. Bu toplantılarda okunan şiirler, söylenen türküler, şarkılar, annelere armağan edilir. Filimler gösterilir. Sergiler düzenlenir.
Anneler Gününde annemize bir demet kır çiçeği armağan ederek, bir güzel sözcükle yanağından öperek onu çok mutlu ederiz.

KONUŞMA

Sevgili Arkadaşlar!
Mayıs ayının ikinci Pazar günü, bütün dünyada Anneler Günü olarak kutlanır. İlk kez 1908 yılında Amerika’da kutlanan Anneler Günü, ülkemizde 1955 yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır.
Her annenin, kendi yavrusunu canından çok sevdiğini söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Karnında dokuz ay taşıdığı, süt verip altını temizlediği, her türlü bakımını yapıp, başucunda uykusuz geceler geçirdiği yavrusunu her anne hiç karşılık beklemeden sever.
Anne sevgisinin gücünü açıklayan bir öykü anlatmak istiyorum:
Bir zamanlar bir genç, kötü kalpli bir kızı sevmiş ve onunla evlenmek istemiş. Ancak kız, korkunç bir şart ileri sürerek “Senin sevgini ölçmek istiyorum.” Demiş. “Bakalım beni gerçekten seviyor musun? Bunun için de köpeğime yedirmek için, bana annenin kalbini getireceksin!”
Delikanlı, tüyler ürperten bu teklif karşısında uzun bir tereddüt geçirmiş. Sonunda kızın istediğini yerine getirerek annesini öldürmüş. Çıkardığı kalbini bir mendile koyup kızın evine doğru yönelmiş. Hızla giderken ayağı bir taşa takılmış. Mendile sarılı kalp bir tarafa, kendisi de bir tarafa düşmüş. Canı acıdığı için, ağzından ister istemez “Ah anacığım!” sözleri dökülmüş.
Annesinin tozlara bulanan ve hâlâ soğumamı olan kalbinden, o an bir ses yükselmiş; “Canım yavrum, bir yerin acıdı mı?”
Aslında her günün Anneler Günü olması gerekir. Annelerimiz bizim en değerli varlıklarımızdır. En değerli varlıklara nasıl davranılması gerekiyorsa annelerimize de öyle davranmalıyız. Ev temizliğinde ve mutfak işlerinde annemize yardımcı olmalı, yapabildiğimiz ölçüde onlara hizmet etmeliyiz. Sadece Anneler Gününde değil, onların gönüllerini alacak hediyeleri her zaman vermeliyiz.
Hepinize, anne sevgisi ile dopdolu bir ömür diliyorum.

ÖYKÜ
ANNEM
Ünlü bir yazanınız, annesi ile ilgili
unutamadığı bir anısını anlatıyor.
Annemle ilgili bir anımı bir de annemin fotoğrafım istemişsiniz.
Annemin hiç fotoğrafı yoktu.
1926 yılında yirmi altı yaşındayken veremden ölen annem bütün yaşamında resim çektirmedi. Çünkü o zaman bizim ortamımızda - yeni kuşaklar pek şaşacaklar belki de - resim çektirmek günah sayılırdı. Yalnız, askerlik gibi resmi işleri için erkekler vesikalık resim çektirirlerdi.
Annem ölüm döşeğindeyken ben okuduğum yatılı okuldan çoktan kaçmıştım; ama bunu annem de babam da bilmiyordu.
Ölümünden üç gün öncesinden, beni annemin yanına sokmuyorlardı. Ölümünden bir gün önceydi. Annemi yattığı odanın kapısından içerde konu­şulanları dinliyordum. Annemin şu sözlerini duydum;
— Oğlum yatılı okulda ya, artık gözlerim açık gitmeyeceğim... Oysa ben bir okul kaçağıydım. Parasız yatılı okuldan kaçmıştım.
Annemin bu sözlerini duyunca, ağlayarak evden çıktım. O zaman on bir yaşındaydım.
Ertesi gün de annem öldü. Sesi hep kulağımdaydı.
— «Oğlum yatılı okulda ya, artık gözlerim açık gitmeyeceğim..»
Okumamın tek nedeni annemin bu sözleriydi. Bütün hayatımda anne­min duyabildiğim bu sözleri kulağımdan hiç eksilmedi. Hep onun bu sözleri­ni düşündüm. Yalnız bunun için okudum, okula gitmenin yollarını aradım. Onun sözleri beni kamçıladı. Yoksa, okul kaçkını on bir yaşındaki ben, bir daha hiç okula gidecek değildim. Beni okula göndermeye zorlayacak kimse de yoktu, yoksulduk.
Bugünkü kişiliğimi, anneme, özellikle annemin duyduğum son sözlerine borçluyum.
Aziz NESİN


ANACIĞIM

—Anneme ve bütün annelere—
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Kaç geceler bana ninni söylerdi
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Uzun kış geceleri masal masaldı
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım
Selam sana Anneler Günü İstanbul’dan
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan
Vefalı ellerinden öperim anacığım.
Ümit Yaşar oğuzcan

GÜZEL SÖZLER
· Ana sevgisi bütün sevgilerin kaynağıdır.
· Ana evin direğidir.
· Anne, sevgi kaynağıdır.
· Her şeyin hakkı ödenir, ana hakkı ödenemez.
· Ana gibi yar olmaz.
· Cennet anaların ayağı altındadır.
· En çabuk kabul olan dua, annenin duasıdır.
· Kadınlar zayıftır ama, anneler güçlüdür.
· Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.
· Anneler, çocuklarıyla ilgili her şeyi görmeseler bile, kalpleriyle hissederler.
· Bana, okuduğum kitapların en güzelini sorarsanız, söyleyeyim; Annemdir.
· Anaya borç tükenmez.
· En değerli armağan sevgidir. Annenize sevginizi veriniz.
· Dünyada her güzel şey kadının (ananın) eseridir. (Atatürk)
· Kızlarını (geleceğin analarını) okutmayan milletler, oğullarını manevi öksüzlüğe mahkum etmiş demektir. (Atatürk)

        bo yazı zafer kolejinden alınmıştır.teşekkürler

                                                                                                            

  

   

 


 

 

 

 

 

 

 

 

3/5/2007

HIDIRELLEZ GELDİ:

Rivayete göre, Hızır Aleyhüsselam, İlyas Aleyhüsselam ve iskender-i Zülkarneyn, birlikte (Ab-u Hayat) aramaya çıkmışlar. Ve bir müddet sonra “Karanlıklar ülkesine dalmışlar”. Hızır ve İlyas Ab-u hayat suyunun kaynağını bulup içmişler. Fakat iskender’e söylememişler. ( Hızır’ın suyu benem / Ab-ı Hayat Bendedir / Kevserden İçen gelsin./ Kadru berat bendedir). Hızır ve İlyas’ın sağ olduğuna ve yaşadığına inanılmaktadır. Hızır karada, İlyas da denizde, yardıma muhtaç olanlara, car diyenlerin (imdat isteyenlerin) carına yetişirler.


            Nuh peygamberin gemisinin fırtınaya tutulduğu, yeryüzünü suların kapladığı, tufanda, gemide ki insanların fer yad edip “ya Hızır bizi kurtar” diye dua ettikleri söylenir. Güvercin, (Aslında karga ) ağzında zeytin dalı ile gemiye döndüğünde karanın yaklaştığı, suların da çekilmesiyle insanların karaya çıktıklarına inanılır.
Bu anın anısına her yıl 3 gün Hızır Orucu tutulur.

 

            Yine rivayete göre Hızır ile İlyas yılda bir defa (6 Mayıs gününün gecesi), bir gül ağacının dibinde buluşurlar. O nedenle de her yıl 6 Mayıs Hıdır Ellez (hızır-İlyas) günü olarak kutlanır


             Bu İnanç Musevilik ile İslam geleneklerinin ortak yönlerinden birisidir.
Anadolu da ’ da halk geleneklerinde yaşamış olan Hıdır Ellez ‘in
İnsanların arasına karışarak mucizevi yardımlarda bulunduğuna her zaman inanılır. “ Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez” veya “Hızır gibi yetişti” gibi söylemler hala kullanılmaktadır.
Kur-an-ı Kerimin “Keyf Süresi’nin” 65-82. ayetlerinde de Musa Peygamber ile birlikte yolculuk eden ; ve onun şuurlu bir insanın nasıl sıradan insanlar gibi yaşamadığını gösteren bilge de Hızır’dır.

İlkbahar Resimleri

bahar geldi çicekler actı.

 

Güzel ilkbahar resimleri 1

haydi pikniye gidelim.

1/5/2007

GERÇEK DOST

GERÇEK DOST

Çok samimi iki dost ve arkadaşlarıdır. Fakat bir tanesi çok kurnaz, atılgandı ve hareketli diğeri ise çok saf,dürüst ve sessizdi.

Bir gün kurnaz olan arkadaş diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dost onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşlarına verir. Arkadaş bu parayla işlerini düzeltir.

Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır ne diyeceğini bilemez fakat aralarında o kadar kuvvetli sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.

Zaman içinde saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir. Ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider ve kendisinin çalışması için iş ister arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızmaz.

Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır ilacını alır adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra adamın öldüğünü duyar yaşlı adam çok zengindir bütün mirasını kendisine bırakmıştır. Saf adam artık zengindir. Birazda sevdiği dostuna olan kırgınlığından dostunun iş yerinin karşısından ev alır yerleşir.

Bir gün evinin kapısını yaşlı bir dilenci çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur. Kimsesi olmadığını öğrendiği kadına kendisinindi yalnız olduğunu bu evde birlikte yaşayalım sen ev işi yemek yap der. Kadın hiç düşünmeden kabul eder. Bir gün yaşlı kadın bizimkine kendine bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl bulacağını kendisinin tanıdığının olmadığını söyler. Yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeleri sonucunda evlenmeye karar verirler. Bir gün davetiye basılır. Bizimki kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yine de unutamamıştır. Birazda geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir.

Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonun da bir şeyler söylemek için mikrofonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya;

Eskiden çok sevdiğim bir arkadaşım vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimde ki bütün paraları verdim evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim. Çünkü biz gerçek dosttuk üzemezdim işlerim bozulunca onun fabrikasına gittim ve çalışmak için iş istedim. Bana iş vermedi. Çok üzüldüm ama arkadaşıma kızamadım çünkü biz gerçek dosttuk.

Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz mikrofonu alır ve başlar konuşmaya

Benim de bir zamanlar bir dostum vardı. İşlerim bozulduğun da kendisinden para istedim bütün parasını verdi sonra nişanlısını istedim, üzülerek verdi. Nişanlısını istememin nedeni o arkadaşıma layık bir kadın değildi. Çünkü hayat kadınıydı kendisi çok saf olduğu için onu bu kadından bu şekilde kurtardım

İşleri bozulduğunda benden iş istedi arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım o yüzden iş vermedim.

Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek üzereydi arkadaşımın yanına gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım.

Evine gelen dilenci kadın benim annemdi. Ona bakıp daha iyi yaşamasını sağlamak içindi.

Şu anda evlenmekte olduğu kız benim kız kardeşim onun arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim.

Her şey senin içindi...

            http://www.cembaki@yahoo.com                           

Backgrounds From FreeGlitters.Com